|
Tabibim Ol
Tabibim ol sar yaramı
Benden ayrı gezme yar
Al serimden derdi gamı
Bedenimi ezme yar
Sen sultansın ben bir kulum
Emret önünde eğilim
Silahlı avcı değilim
Beni görüp tezme yar
Eksilmez başımdan belam
Rüzgarla saldım selam
Elinde var kağıt kalem
Bahtım kara yazma yar
Miskini şeyda bülbüldür
Sevdiğim gonca güldür
Kerem et yüzümü güldür
Göz yaşımı süzme yar
Öldüremezsin
Erenler yoluna girmezsen eğer
Gönlünden kibiri kaldıramazsın
Kevser ırmağına varmazsan eğer
Boşanan kabını dolduramazsın
Bülbül sayılmazsın gülün yoğ ise
Arı sayılmazsın balın yoğ ise
Bir söz söylemeye dilin yoğ ise
Arz edip halini bildiremezsin
Ham demir giremez cevher şehrine
Her can dayanamaz yarin kahrine
Eğer dalmaz isen aşkın bahrine
Kalbinin pasını sildiremezsin
Miskini güzele talip değilsen
Hal bilmez kötüye rakip değilsen
Ele dile bele sahip değilsen
Köreltip nefsini öldüremezsin
Göründü
Kalbimi aleme açtım
Ne din ne iman göründü
Dış yüzüm evliya çıktı
İç yüzüm şeytan göründü
İrfan meclisine vardım
Sınavdan sınava girdim
Suallere cevap verdim
Her sözüm noksan göründü
Kendimi tamam sanırdım
Bildiğime inanırdım
Akıllı insan tanırdım
Akılsız hayvan göründü
Tamahkar değilim dedim
Helali haramı yedim
Nefsimi üryan eyledim
Nefsim Şahmaran göründü
Kimleri taşlamış isem
Her neyi düşlemiş isem
Ne vebal işlemiş isem
Ayan be ayan göründü
Alem tükürdü yüzüne
Lanet okundu özüne
Gerçek vurdu su yüzüne
Miskini yalan göründü
Dağlar
Niye kestin yollarımı
Merhametsiz zalim dağlar
Zincirledin kollarımı
Ettin bana zulüm dağlar
Dağlar dağlar karlı dağlar
Her yanım dumanlı dağlar
Yol ver gidem sevdiğime
Tipili boranlı dağlar
Ben dilerim dileğimi
Sen bükersin bileğimi
Hasret yakar yüreğimi
Ne olacak halim dağlar
Miskini başım belada
Figanım arşı alada
Ben gurbette yar sılada
Bu ayrılık ölüm dağlar
Dost Yüzünü Görmeyince
Bayramlarım kara gelir
Dost yüzünü görmeyince
Dünya bana mezar olur
Dost yüzünü görmeyince
Yüreğim yanar kavrulur
Külüm havaya savrulur
Dağlar üstüme devrilir
Dost yüzünü görmeyince
Taşlarınan dövülürüm
Ne güler ne sevinirim
Hayal ile avunurum
Dost yüzünü görmeyince
Dost dostun gülü sayılır
Öten bülbülü sayılır
Miskini ölü sayılır
Dost yüzünü görmeyince
Sen Gene Topraktan Alçak Ol Gönül
Aslımız topraktır toprak olacak
Sen yine topraktan alçak ol gönül
Gölümüze karıncalar dolacak
Sen yine topraktan alçak ol gönül
Talip olan mürşidiyle görüşür
Yola düşen menziline erişir
Tenin birgün topraklara karışır
Sen yine topraktan alçak ol gönül
Dökülür dişlerin ağarır saçın
Viraneye döner taht ile taçın
Tahtadan bir ata yüklenir köçün
Sen yine topraktan alçak ol gönül
Sadık Miskini der bulanık akma
İzzeti hürmeti elden bırakma
Benlik eyleyipte yüceden bakma
Sen yine topraktan alçak ol gönül
Erenler Cemini Seyrana Durdum
Erenler cemini seyrana durdum
Gördümki herkese ihsan eylerler
Rızayla sunarlar aşk şerbetini
Yedirir içirir mestan eylerler
Tamam mı olurmuş görmeyen kursu
Silerler gönülden kibiri hırsı
Cahil cuhalaya verirler dersi
Yetiştirir ehli irfan eylerler
Erenler gölüne sende gir yıkan
Pislikten arınır yıkanıp çıkan
Sundukları gülde bulunmaz diken
Virane yerleri gülşan eylerler
Her incinin değerini biçerler
Ak ile karayı bir bir seçerler
Fikir verip akıl gülün açarlar
Hayvanı eğitir insan eylerler
Sadık Miskini der nefsini öldür
Tamam olmak için noksanın bildir
Onların zerresi eğri değildir
Güzel söyler doğru iman eylerler
Gevher Dükkanından Kâr Eksik Olmaz
Ham demir satanlar eyler zararı
Gevher dükkanından kâr eksik olmaz
Erimez dört mevsim Ağrı nın karı
Çünkü yüce dağdan kar eksik olmaz
Tatlıdır muhabbet şirindir diller
Güzeldir ağzından dökülür ballar
Sabah seherinde açmasın güller
Bülbülün dilinden zar eksik olmaz
Kılavuz olmayan yolundan şaşar
Cahille dost olan ayardan düşer
Yanımda yoksa da hayeli yaşar
Miskini gönlünden yar eksik olmaz
Cömerte Canımı Kurban Eyledim
Hakikat şehrine alim olana
Hürmetler gösterdim ihsan eyledim
Mazlumlara karşı zalim olana
Ölümler diledim ferman eyledim
Cahil bana küfreyledi duymadım
Kamil ile muhabbete doymadım
Namertlere tırnağımı kıymadım
Cömerte canımı kurban eyledim
Muhabbet ilmini okuyup yazdım
Sevda diyarını çark edip gezdim
Elekten eledim süzgeçten süzdüm
Miskiniyi ancak insan eyledim
|
|
Ana Sayfa
|
|
|
Hasret Beni
Bunca yıldır gurbet elde
Kavurur hasret beni
Garip bir yolcuyum yolda
Çevirir hasret beni
Ayrı düştüm o yarınan
Küsülüyüm kaderimden
Acıyınan kederinen
Yoğurur hasret beni
Sılamdan umut keseli
Hem dertliyim hem tasalı
Rüzgarla yaprak misali
Savurur hasret beni
Miskini çağlar gibiyim
Sümbüllü bağlar gibiyim
Başı dik dağlar gibiyim
Devirir hasret beni
Bir Tenem Oy Oy
Bayram olur kimse açmaz kapımı
Oturup ağlarım ben garip garip
Duyan olmaz feryadımı ahımı
Vücudum yaralı can garip garip
Kurulu düzenim bozulmuş benim
Mezarım gurbette kazılmış benim
Gariplik anlıma yazılmış benim
Garip öleceğim son garip garip
Garipler gurbetin yolunu tutar
Dikenli döşekler üstünde yatar
Bahtımın güneşi doğmadan batar
Gecem paramparça gün garip garip
Sarsın bu yaramı yar tabip ise
Sürmesin elini kem rakip ise
Eğer cümle alem bir garip ise
Miskini gurbette bin garip garip
Gönül
Aslımız topraktır toprak olacak
Sen yine topraktan alçak ol gönülGözümüze karıncalar dolacak
Sen yine topraktan alçak ol gönül
Talip olan mürşidiyle görüşür
Yola düşen menziline erişir
Tenin birgün topraklara karışır
Sen yine topraktan alçak ol gönül
Dökülür dişlerin ağarır saçın
Viraneye döner taht ile tacın
Tahtadan bir ata yüklenir göçün
Sen yine topraktan alçak ol gönül
Sadık Miskini der bulanık akma
İzzeti hürmeti elden bırakma
Benlik eyleyip de yüceden bakma
Sen yine topraktan alçak ol gönül
Ölene Kadar
Dost cefası başım üste
Çekerim ölene kadar
Hasretinden kanlı yaşlar
Dökerim ölene kadar
Gül açar gül didarında
Mansur olurum darında
Bu canımı aşk narında
Yakarım ölene kadar
Miskiniyim kullar gibi
Savrulurum küller gibi
Dost yolunda seller gibi
Akarım ölene kadar
Cahil Meclisi
Cahil meclisine gireyim deme
Manasız sözlerden yaralanırsın
Hoyratın gülünü dereyim deme
Adın lekelenir karalanırsın
İrfan meclisine gönüllü katıl
İlim öğrenmek için ileri atıl
Eğer altın isen sarrafa satıl
Nadanın elinde parelenirsin
Kısacık ömrümde bak neler gördüm
Yediğim ekmeği acıyla kardım
Öyle her kişiden isteme yardım
Var git dost yanına çarelenirsin
Aynı değerde tut yoksulu bayı
Lokman isen derde eyle devayı
Sadık Miskini der olma havayı
Birgün toprak olur kürelenirsin
Erenler Yoluna Girmezsen Eğer
Erenler yoluna girmezsen eğer
Gönlünden kibiri kaldıramazsın
Kevser ırmağına varmazsan eğer
Boşanan kabını dolduramazsın
Bülbül sayılmazsın gülün yoğ ise
Arı sayılmazsın balın yoğ ise
Bir söz söylemeye dilin yoğ ise
Arz edip halini bildiremezsin
Ham demir giremez cevher şehrine
Her can dayanamaz yarin kahrine
Eğer dalmaz isen aşkın bahrine
Kalbinin pasını sildireezsin
Miskini güzele talip değilsen
Hal bilmez kötüye rakip değilsen
Ele dile bele sahip değilsen
Köreltip Nefsini öldüremezsin
Yara Yüz Yerden
Doyurup kandırmaz yağmur tanesi
Yaş döker gözlerim yara yüz yerden
Sitemle yarıldı gönül hanesi
Hançerler istemez yara yüz yerden
Yarin güzelliği bir bende değil
İncilerde den den bir ben den değil
Alem talip olmuş bir benden değil
Hergün elçi gider yare yüz yerden
Sadık Miskinnin hasreti bitmez
Aşka yanmayanın dumanı tütmez
Merhem sürsen sargı sarsan kâr etmez
Açıldı tenimde yara yüz yerden
Yol Ehli Olmayan Yola Girmesin
Yol ehli olmayan yola girmesin
Kervanı yaralar yolu incitir
Manayı bilmeyen cevap vermesin
Kelâmı yaralar dili incitir
Kefene büründü zerin sarrafı
Sakın ola büyük eyleme lafı
Karısına sözü geçmeyen sofu
Hakkın yarattığı kulu incitir
Ben yüceyim diye kurulup durma
Nefret etme kin besleme kalp kırma
Hoyrata gülşanı kiraya verme
El vurur örseler gülü incitir
Sevdanın dalgası boydan aşınca
Fikrim talan olup aklım şaşınca
Hasretkâr Miskini yasa düşünce
Giyinir karayı alı incitir
Dilim Dostu Çağırır
Gurbet elde tükenmiyor hasretim
Gönlüm özler dilim dostu çağırır
Hasta düştüm ayrılığın derdinden
Gözüm ağlar selim dostu çağırır
Derdin gamın kaynadığı kazanım
Kader okuyanım efkâr yazanım
Dostan ayrı düşmüş garip ozanım
Sazım inler telim dostu çağırır
Sevda tüter Miskini nin serinde
Göz göz oldu yaralarım derinde
Gurbet ellerinde hasret narında
Tenim yanar külüm dostu çağırır
İncitme
Ey yolcu erkânı bilmiyor isen
Beyhude giripte yolu incitme
Sazını aşk ile çalmıyor isen
Mızrabı vurupta teli incitme
Sakın bulandırma aşkın bahrini
Gevher ile donat gönül şehrini
Bal diye sunupta acı zehrini
Şekeri şerbeti balı incitme
Miskini yim ayır akı karadan
Kin ile kibiri kaldır aradan
Özenerek halkeylemiş yaradan
Hatıra dokunup kulu incitme
|
|
|
|